Makaleler

İnsan Hakları Basın Bildirgesi

Sadece insan olmakla kazanılan, tüm insanların sahip olduğu; ırk, ulus, etnik köken, din, dil ve cinsiyet ayrımı gözetmeksizin tüm insanların yararlanabileceği haklar olan “insan hakları” dünyamızın geldiği noktada önemini artırmıştır. Tüm insanların hak ve saygınlık açısından eşit ve özgür olarak doğduğu anlayışına dayanan insan hakları, her bir bireye bağımsız seçim yapma ve yeteneklerini geliştirme özgürlüğü de sağlar. Bu özgürlükler, hak-sorumluluk terazisinin dengesinde, başkalarının haklarına saygılı olmak ve bu hakları çiğnememe zorunluluğu ile anlam bulur. Onur ve haklar bakımından eşit doğan insanların bu hakları “hukuk devleti” ilkesi ile teminat altına alınmıştır. “Bir insanı haksız yere öldüren tüm insanlığı öldürmüş gibidir” ilkesiyle vücut bulan “yaşam hakkı”ndan eğitim hakkına; kişi dokunulmazlığı hakkından mülkiyet hakkına; vatandaşlık hakkından din ve vicdan hürriyeti hakkına kadar bir çok hakkı ve özgürlüğü temel alan bu kavram bugün üzerinde bir kez daha düşünmemiz gereken bir kavramdır.

“Ey İNSANLAR! Kanlarınız, canlarınız, yaşama hakkınız, mallarınız, namuslarınız, haysiyet ve şerefleriniz, vücut bütünlüğünüz, Rabbinizle buluşacağınız güne kadar bu ayınızda, bu beldenizde, bu gününüzün saygıya, korunmaya layık olduğu gibi, saygıya ve korunmaya layıktır, dokunulmazdır.” demek suretiyle bu hakların temel çerçevesini çizen bir medeniyetin evlatları olarak en başta bu hakların savunucusu olmamız elzemdir.

Beş egemen devletin dünyayı istediği gibi evirip çevirdiği, istediği yere bomba atıp istediği yere silah sattığı bir dünyada, dünyanın bu beşten büyük olduğunun idrakine varmaktır aslında “insan hakkı” kavramı. Milyonlarca insanın öldüğü, milyonlarcasının mülteci olmak zorunda kaldığı, yüzbinlerin işkenceye hatta soykırıma uğradığı bir dünyada, öncelikle BM Evrensel Bildirgesi’nde yer alan bu ilkelere bu beşin uyması gerektiği hatırlatılmalı ve elleriyle yaptıkları bu putu yemelerinin hesabı sorulmalıdır.

Daha yakın zamanda, bu temel haklardan biri olan “seçme ve seçilme hakkı” ve “vatandaşlık hakkımızı” doğrudan tehdit eden 15 Temmuz darbe girişimi bu günde bir kez daha telinle karşılık bulmalı ve insanların özgür iradeleriyle iktidara gelen hükümetlerin ancak yine halkın özgür iradesiyle değişmesi gereği bir kez daha vurgulanmalıdır.

Öte yandan, son günlerde, “laiklik” ilkesini yine din ve vicdan özgürlüğü aleyhine yorumlayan zihniyetin yeniden hortlaması nedeniyle, hakların esas olduğunu, din ve vicdan özgürlüğü de dahil tüm bu hakların anayasa güvencesinde olduğunu, bu hakkın laiklik ilkesine aykırı olduğu iddiasının kör bir ideolojik saplantı olduğunu, laikliğin öz itibariyle din ve vicdan özgürlüğünü de garanti altına aldığını bir kez daha vurgulama gereği hasıl olmuştur.

İnsan hakları bağlamında temel ilkeleri medeniyetimizin köklerinde bulmamız mümkündür. Ve bu kök bizi daha adil daha yaşanılabilir bir dünyaya ulaştıracaktır. Bu vesileyle tüm insanlığın 10 Aralık İnsan Hakları Gününü tebrik eder en içten saygı ve sevgilerimizi sunarız.

“Ey insanlar! Rabbiniz birdir, babanız birdir. İslam'da insanlar eşittir. Hepiniz Adem'in çocuklarısınız, Adem de topraktan yaratıldı. Allah katında en değerliniz, en çok Allah'a sığınanız, emirlerine yapışanınız, günahlardan arınanınız, azabından korunanızdır. Bir Arab'ın, Arap olmayana, bir başkasının Arab'a, bir siyahın bir kızılderiliye, bir kızılderilinin bir siyaha, takvanın dışında bir üstünlük sebebi yoktur.” (Veda Hutbesi)