Makaleler

Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Terörizmle Mücadelesi ve YPG (PKK) Terörüne İlişkin Yaptığı Operasyonun Uluslararası Hukuk Bağlamında Değerlendirilmesi

TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİNİN TERÖRİZMLE MÜCADELESİ YPG (PKK) TERÖRÜNE İLİŞKİN YAPTIĞI OPERASYONUN ULUSLARARASI HUKUK BAĞLAMINDA DEĞERLENDİRİLMESİ

Sınırımızdan Uluslararası Terörizmi Temizliyoruz


Barış Pınarı Operasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti başta Türk Silâhlı Kuvvetleri ile olmak üzere Güvenlik Güçleri eliyle Suriye sırından emperyalistlerin vekâlet-hibrit ve asimetrik savaşlarının uluslararası terörist taşeronu olan PKK terör örgütünü ve onun başka adlarla kamufle edilmeye çalışılan bütün terörist yapı ve unsurlarını temizlemektedir. Egemen bir devletin uluslararası hukuk bakımından varoluşsal başlıca hukukî yükümlülüğü ülkesindeki insanların yaşama haklarını ve güvenliklerini sağlamaktır. Bu nedenle egemen bir devletin kendisine ve ülkesindeki insanlara yönelen uluslararası terörist saldırılara karşı devlet olarak kendisinin ve milleti ile beraber ülkesindeki bütün insanların güvenlik haklarını sağlamak üzere haklı savunma hakkını başka ifâde ile uluslararası hukuktan kaynaklanan meşrû müdâfaa hakkını kullanması başlıca görevidir. Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Barış Pınarı Operasyonu ile işte bu anılan haklı savunma hakkını ve görevini yerine getirmekte ve meşrû müdâfaa hakkından kaynaklanan kuvvet kullanma yetkisini icrâ ve ifâ etmektedir.
Birleşmiş Milletler (BM) Antlaşması’nın 51’inci maddesinde, yukarıda ifâde edilen meşrû müdâfaa hakkının bir devlet için başka kimseden izin alınmadan kullanılabilecek doğal bir hak olduğu uluslararası hukukta en açık biçimde başlıca hukuk kuralı olarak yazılmıştır. BM Antlaşması hazırlanırken meşrû müdâfaa hakkı doğal bir hak olarak korunmuştur. Silâhlı bir saldırıya uğrayan devleti saldırıya uğramaya boyun eğmeye mahkûm etmeyen ve saldırgana karşı savunma için gerekli olan tedbirlerin alınmasına izin veren bir uluslararası antlaşma hazırlanmış olduğu hukuken açıktır. Bunun için BM Antlaşması’nda silâhlı saldırganlıkla kuvvet kullanılmasının hedefi olduklarında devletler, kendilerini savunmak için doğal olarak, gerekli, orantılı ve ölçülü bir biçimde silâhlı kuvvet kullanarak bireysel ve birlikte kendilerini savunma yâni meşrû müdâfaa hakkına sâhip kılınmışlardır.

BM Antlaşması’nın 2’nci maddesinin 4’üncü fıkrasına göre uluslararası ilişkilerde
saldırgan bir biçimde kuvvet kullanılması ve saldırganca kuvvet kullanılması
tehdidinde bulunulması yasaktır. Devletlerin uluslararası hukukta üzerinde
birleştikleri üzere yasaklanan kuvvet kullanımı saldırgan olarak silâhlı kuvvet
kullanımıdır. Gene devletlerin üzerinde birleştikleri üzere silâhı ilk kullanan
saldırgandır. Böyle bir saldırganlık karşısında yukarıda belirtildiği üzere devletlerin
silâhlı kuvvet kullanarak kendilerini haklı olarak savunma yetkileri vardır. Bu yetki
meşrû müdâfaa hakkından doğar ve egemen bir devlet için ifâde edildiği üzere bu
bir hak olduğu kadar ülkesindeki insanların yaşama hakkını güvence altına almak
için başvurulması kaçınılmaz olan bir görevdir. Gene devletlerin üzerinde
birleştikleri üzere 21’inci yüzyılda devletler için silâhlı saldırganlık başka
devletlerden gelebileceği gibi uluslararası terörizmden de gelir. Uluslararası
terörizm, bir devletin sınırlarının dışından kendisine yönelen terörist saldırılardır.
Teörizm ise bir devleti ve bir toplumu silâhlı şiddet kullanarak politik bir amaç için
hedef hâline getirmektir. Uluslararası hukukta meşrû müdâfaa hakkından doğan
kuvvet kullanma yetkisine başvurmak için uluslararası terörizmden yönelen silâhlı
saldırıların da tıpkı devletlerden yönelen silâhlı saldırılar gibi haklı bir sebep
olduğu yukarıda da ifâde edildiği üzere uluslararası teâmül hukuku kuralı hâline
gelmiştir. Nitekim uluslararası yazılı karar ve antlaşmalar da anılan hususu
onaylamaktadır. Uluslararası teâmül hukukunu yansıtan BM Terörizmle Küresel
Mücâdele Stratejisi ve Eylem Plânı, BM Genel Kurulu’nun 20 Eylül 2006 târihli ve
60/288 sayılı kararıdır. Eylem Plânı’na göre BM üyesi devletler, kim tarafından,
nerede ve hangi amaçlarla yapılmış olurlarsa olsun, uluslararası barış ve güvenliğe
yönelik en ciddî tehditlerden biri olduğu için, tüm biçim ve görünümleriyle
terörizmi tutarlılıkla, açıkça ve kuvvetli bir biçimde mahkûm etmeye, tüm biçim ve
görünümleriyle terörizmi önlemeye ve onunla mücâdele etmeye, terörizmi önlemek
ve onunla mücâdele etmek için yapacakları uluslararası işbirliği ve alacakları her
tedbirin BM Antlaşması ve ilgili uluslararası sözleşmeler ve protokoller, insan
hakları hukuku, mültecî hukuku ve uluslararası insancıl hukuk dâhil olmak üzere
uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerine uygun olması gerektiğini kabul
etmektedirler. Eylem Plânı’na göre, terörizmi önlemeye ve onunla mücâdele
etmeye yönelik tedbirler alınmalıdır. Bu doğrultuda devletler, terörizmi önlemek ve
onunla mücâdele etmek için özellikle teröristlerin saldırılarını yürütmek,
hedeflerine ulaşmak ve saldırılarının istedikleri etkiyi yapmasını sağlamak için
kullanacakları araçlara erişmesini engellemek için tedbirler almaya karar
vermişlerdir.

Terörist faâliyetleri örgütlemek, kışkırtmak, kolaylaştırmak, bunlara katılmak,
bunları finanse etmek, cesâretlendirmek veya hoşgörü ile karşılamaktan kaçınmak
ve devletlerin topraklarının terörist tesisler veya eğitim kampları kurulması ya da
diğer devletlere veya vatandaşlarına karşı yapılacak terörist eylemlerin
hazırlanması veya örgütlenmesi için kullanılmamasını güvence altına almaya
yönelik uygun tedbirler alınacaktır. Terörist eylemleri destekleyen, kolaylaştıran,
bunların finansmanına, plânlanmasına, hazırlanmasına veya yapılmasına katılan
veya katılmaya teşebbüs eden herhangi bir kişiyi bulmak, kendisine güvenli sığınak
vermek ve iâde et veya yargıla ilkesine uygun olarak adâlet önüne çıkarmak üzere,
devletlerin uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklerine uygun olarak terörizme
karşı mücâdelede tam işbirliği yapma kararına varılmıştır. BM Terörizmin
Finansmanının Önlenmesine Dair Uluslararası Sözleşme de aynı husuları
belirtmektedir. BM Uluslararası Hukuk Komisyonu’nun hazırlamış olduğu ve
uluslararası teâmül hukukuna yer verilen Uluslararası Haksız Fiilden Ötürü
Devletin Uluslararası Sorumluluğuna İlişkin Maddeler Metni’nin Hukuka
Aykırılığı Ortadan Kaldıran Hâller başlığının altında Meşrû Müdâfaa başlığını
taşıyan 21’inci maddesi, “devletin fiilinin hukuka aykırılığı, fiil BM Şartı’na uygun
şekilde, meşrû müdâfaaya izin verilen ölçüler içerisinde ise, ortadan kalkar”
demektedir. Böylelikle uluslararası terörizmin aktörü PKK terör örgütüne karşı
uygulanan Barış Pınarı Operasyonu hem uluslararası güvenlik ve kuvvet kullanma
hukuku bakımından hem de uluslararası sorumluluk hukuku bakımından
uluslararası hukuka uygundur ve uluslararası hukuktan kaynaklanan meşrû
müdâfaa hakkının ve bu haktan kaynaklanan kuvvet kullanma yetkisinin ve egemen
demokratik bir hukuk devletinin vatandaşlarına ve ülkesindeki bütün insanlara karşı
mevcut olan savunma görevinin, kaçınılmaz bir biçimde, gerekli, orantılı ve ölçülü
olarak yerine getirilmesidir.

TÜRKAD – Türkiye Adalet Araştırmaları Merkezi